“22 Yılda Çözülemeyen Sorunlar”
Başarır, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002 yılında iktidara gelirken yüksek enflasyon, faiz ve işsizlik gibi sorunları çözme vaadiyle yola çıktığını hatırlatarak, 22 yıl sonunda bu vaatlerin gerçekleştirilmediğini ifade etti:
“Ben bir 2002’ye dönmek istiyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi 2002’de seçimlere giderken, ekonominin en temel ve kronik sorunlarını eleştirmişti. O gün meydanlarda bu sorunları çözeceğini vaat etmişti. Neydi bunlar? Yüksek enflasyon, yüksek faiz, işsizlik, emekli ve emekçinin çektiği sıkıntılardı. Şimdi bakalım 22 yılın sonunda, Adalet ve Kalkınma Partisi bu sorunların ne kadarına çözüm olabilmiş?”
“Enflasyon ve Güven Kaybı”
Başarır, enflasyonun toplum üzerinde yarattığı büyük sorunlara ve TÜİK’in güvenilirliğinin zedelenmesine dikkat çekti:
“Üzülerek söylüyorum ki, ülkemizin ve dünyadaki birçok ülkenin en büyük sıkıntılarından biri; Enflasyon, evet. Enflasyon büyük bir sorun. Eğer bir ülkede enflasyon varsa, açlık, yoksulluk oluyor. İnsanların kurumlara, adalete, devlete olan güveni sarsılıyor. Ahlaki bir yozlaşma yaşanıyor. Çünkü yoksul insanlar geçinemiyorsa, karnını doyuramıyorsa, çocuklarına bakamıyorsa, emekli, işçi aldığı maaşla 15 gün geçinemiyorsa, bir sefer bu kuruma, devlete, yönetenlere olan inancı kayboluyor.”
TÜİK ve ENAG’ın enflasyon oranlarına değinen Başarır şunları söyledi:
“Bugün TÜİK’e göre enflasyon yüzde 47, ENAG’a göre yüzde 87. Şimdi ‘Hangisi doğru söylüyor?‘ diyeceksin. Bugün spor kulüplerine bakalım, özel kurumlara bakalım, büyük şirketlere bakalım… Reklam, sponsorluk sözleşmelerindeki yıllık artışlarda ENAG ve TÜİK’in ortalamasını alıyorlar. Çünkü TÜİK’in yanlış bilgi verdiğini, doğru bilgiyi vermediğini, halkı yanılttığını onlar da biliyor.”
“Mehmet Şimşek ve Radikal Kararların Eksikliği”
Ekonomiden sorumlu bakanın vaatlerini yerine getiremediğini söyleyen Başarır, Mehmet Şimşek’in açıklamalarını eleştirdi:
“19 ay önce göreve gelen Mehmet Şimşek, ne dedi? ‘Kurumsal, yapısal, radikal değişikliklerle enflasyonu düzelteceğiz, indireceğiz. Ekonomiyi rayına oturtacağız.‘ dedi. TÜİK’e göre söylüyorum, Mehmet Şimşek geldiğinde, 19 ay önce, enflasyon neydi? yüzde 38. Bugün ne? yüzde 47. Şimdi soruyorum: Kıymetli milletvekilleri. Ne işe yarıyor bu adam? Üzüntü verici bir tablo değil mi? Kurumları mı değiştirdin, nerede radikal kararlar? Ülke günden güne büyük bir felakete gidiyor.”
“Faiz ve Borç Yönetimi Eleştirisi”
Başarır, faiz ödemelerinin bütçeye yükünü ve borç yönetimindeki başarısızlıkları vurguladı:
“Bu bütçenin 14 trilyon 700 milyarı, 1 trilyon 950 milyarını faize veriyoruz. Bütçenin yüzde 14’ü neredeyse arkadaşlar. İnanılmaz bir durum bakın. 22 yılda toplam 600 milyar dolar faiz ödemişiz. Türkiye ekonomisinin 2002’de dış borcu 132 milyar dolardı. Bugün 512 milyar dolar. Ya bunun izahı olması lazım, birinin gelip bunu anlatması lazım. Türk Telekom, limanlar, demir-çelik fabrikaları, kağıt fabrikaları, özelleşmiş toplamda 65 milyar dolarlık da özelleştirme yapmışsınız.”
Kur korumalı mevduat sistemine yönelik sert eleştirilerde bulundu:
“Kur korumalı mevduat denen bir rezalete 1 trilyon 850 milyar ödemişiz. Peki, bunu hangi akılla icat ettiyse, bir avuç zengin o parayı vermeseydi, bugün faiz ödemeyecektik belki bu kadar arkadaşlar.”
“Gençler ve Yoksulluk”
Başarır, genç işsizliği ve yoksulluğun ulaştığı boyutlara dikkat çekerek, gençlerin geleceğe dair umutlarının tükendiğini ifade etti:
“Bugün genç işsizlik yüzde 16.7. Bir ülke için büyük bir felaket. Bu ülkede 6 milyon 200 bin genç, ne okuyor ne çalışıyor. ‘Ev genci’ diyorlar bunlara. Ya bu çocuklar gerçekten ne yapacak, hiç düşünüyor musunuz?”
“Adalet Sistemi Eleştirisi”
Başarır, adalet sistemindeki sorunlara da dikkat çekerek, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının önemini vurguladı:
“Önemli bir konu; adalet. Bu ülkedeki yurttaşların, ekmek kadar, su kadar, aş kadar adalete ihtiyacı var. Sayın Adalet Bakanı geldi, yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden, haksız tutuklamalardan, uzun süren tutuklamalardan bahsetmedi. Bugün Dünya’nın en büyük adalet saraylarını yapabilirsiniz. En büyük cezaevlerini yapabilirsiniz. Ama onun içerisinde adalet yoksa hiçbir işe yaramaz arkadaşlar. Bakın, çok yakın bir zaman, 2 gün oldu. Üzülerek söylüyorum, Yargıtay 3 Ceza Dairesi, 2016’da Atatürk Havaalanını kana bulayan IŞİD militanlarıyla ilgili davada sanıkları tahliye etti! Bu sanıklar, 45’er yıl ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışlardı. Dörde bir bu karar verildi. Bir üye ‘asla ceza vermeyelim‘ dedi. Onların hepsi yardım etmekten, yol göstermekten, barındırmaktan, taşımaktan yargılanıp bu hükümü almıştı. Yargıtay, şöyle bir hesap yapıyor; ‘bunlar cinayet suçunu iştirak etmemiş, bunlar olsa olsa örgüt üyesi. Sekiz yıl yatmışlar, bu yatanla bu yatar zaten karşılıyor, tahliye edelim.‘ Ve kararı bozmuş. Hadi, İlk Derece Mahkemesi direnip, Ceza Genel Kurulu’na gelirse? Bir. İki, yargıtay ve yerel mahkemeler bu kadar yatarı hesaplıyorda, hayatını depreme, doğaya vermiş binlerce insanı depremde yer altından çıkarmış Nasuh Mahruki, alt sınırı 1 yıl olan cezadan soruşturma geçirirken tutuklandı. Onun da yatarı yoktu arkadaşlar!”