“Güzel Günler Beklemiyor”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu ve 2024 bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan, ekonomideki yapısal sorunlara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Geçen senenin yani 2024’ün bütçesine çok büyük değişiklikler yok. 2024’ü ciddi bir faiz dışı açıkla kapatıyor Türkiye maalesef. Endişem o ki; kemer sıktık, toplum olarak fakirleştik ama güzel günler bizi beklemeyecek. Çünkü gerekli yapısal reformlar yapılmadı.”
Sanayi Üretimindeki Gerileme ve KOBİ’lerin Durumu
Babacan, sanayi üretiminde yaşanan düşüşe ve KOBİ’lerin zor durumuna değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de üretimi artıracak, sanayi üretimini artıracak, sanayi ürünleri ihracatını artıracak yatırımlar yapılmadı. Son bir yılda sanayi üretimi yüzde 3 düştü. Kapasite azaltmaya gidiyor pek çok fabrika. İşçi çıkaranları duyuyorsunuz; otomotiv sanayi başta olmak üzere işçi çıkarıyorlar. Bu nasıl bir ekonomi politikasıdır ki sanayi üretimin yüzde 3’e düşüyor, insanlar işçi çıkartıyor. KOBİ’ler, küçük esnaf cidden sıkıntıda. 23 milyon şu anda dava var. 23 milyon icra dosyası var. 86 milyonluk ülkede, 23 milyon icra dosyası var. Reel kesim, kobiler belki de son yılların en zor şartlarını yaşıyorlar. Hele hele ihracatçılar yüksek faiz ödemek zorunda, maliyetleri artmış ama döviz kuru fazla değişmediği için satış fiyatlarını arttıramamışlar. Yani satış fiyatları döviz kuruyla baskılanıyor ama maliyetler artmış, yüksek faiz. Bu şartlarda yeni yatarım da çok zor, ihracat artışı da çok zor. Olmuyor da nitekim yani.”
İhracat ve Ekonomi Politikalarının Yetersizliği
Babacan, ihracat artışındaki düşük oranlara ve ekonomideki yanlış yönetim anlayışına dikkat çekti:
“İhracat yüzde 1-2 arttığı zaman seviniyorlar. Bakan, özel basın toplantısı yapıyor “yüzde 1-2 ihracatımız arttı” diye. Türkiye zamanında ihracatını sadece 6 yılda 36 milyar dolardan 132 dolara çıkarmış. Bunu yaparken de enflasyon tek haneye düşmüş ve tek hanede de devam etmiş. Bu nasıl oldu acaba diye demek ki hiç anlamamışlar. Bizim kendi yakın arkadaşlarımız da anlamamış ki, şimdi bakıyorlar olmuyor ya da işte şeyleri yok, imkanları yok, yetkileri yok. Bu işlerin düzelmesi ancak ve ancak siyasi iradenin en tepesindeki kişinin yani Sayın Erdoğan’ın “Ben artık hukuk devleti istiyorum, ben artık Türkiye’de yolsuzluk istemiyorum, hırsızlık istemiyorum. Ben artık Türkiye’de kamu alımlarında gerçekten yarışmayla ve en ucuza kamu mal ve hizmet alsın istiyorum.” demesiyle mümkün. Başka türlü değil, o da demiyor bunu. Demeyince de olmuyor.”
Çiftçinin Durumu ve Et İthalatı
Babacan, çiftçinin içinde bulunduğu zor durumu ve et ithalatındaki artışı eleştirerek şu açıklamaları yaptı:
“Sayın Erdoğan’ı etki altına alan yakın çevresi, mevcut düzenden nemalanlar, mevcut düzenden istifade eden insanlar. Bir çiftçiyle cepten cebe konuşmuyor ama yüksek miktarda et ya da canlı hayvan ithal edenlerin bir kısmı Sayın Erdoğan’a cebinden ulaşabiliyor. Dolayısıyla kararlar, çiftçinin lehine mi çıkıyor yoksa et ithalatının lehine mi çıkıyor, görüyoruz. Son 3-4 yıldır hayvan popülasyonu düşüyor, et ithalatı gittikçe artıyor. Türkiye’de kişi başına et tüketimi 20 kilolara düştü.”
“İlk Defa Bir Nesil, Kendinden Sonraki Nesille İlgili Endişeli”
Babacan, Türkiye’de ilk defa bir neslin, kendinden sonraki nesille ilgili endişeli olduğunu şöyle dile getirdi:
Türkiye’de ilk defa bir nesil, kendinden sonraki nesille ilgili endişeli. Bir nesil kendinden sonra gelen nesilin daha kötü şartlarda yaşayacağından endişeli. Böyle bir şey yaşamamıştı ülke. Cumhuriyet tarihine bakın, her nesil bir öncekine göre daha iyi şartlarda. İlk defa son 10 yıldır bir nesil daha önceki nesilden daha düşük hayat standartlarına mahkum kalıyor. Bu tarihi bir şey. Bunun da tek sebebi ne? Tek sebebi, ülke yönetim sisteminin maalesef bu tek otoriteye, tek kişinin imzasına bağlanması, kurumların zayıflaması, kural bazlı yönetim ilkesinin terk edilmesi, hukukun, adaletin işlememesi, şeffaflığın, fırsat eşitliğinin yerle bir edilmesi.
Sistemden Yararlanan Bir Avuç İnsan
Ali Babacan, mevcut sistemin toplumun geneline zarar verdiğini ancak yalnızca bir avuç insanın kazanç sağladığını vurguladı:
“Sistemden kazanan bir avuç insan olur. Onlar da hükümete, iktidara, Sayın Erdoğan’a yakın bir zümre olabilir. Ama bu sistemden milyonlar kaybeder. Bu değişmeyecek de. Bunu üzülerek söylüyorum, kalbim, içim yanarak söylüyorum.”
Hükümetin Enflasyon Beklentisi
Hükümetin, orta vadeli programda ve şu andaki bütçeyle, yıllık planla da gelecek yıl için ortaya koyduğu enflasyon beklentisi yüzde 17,5. Hatta enteresan bir şey oldu biliyorsunuz, yüzde 14 açıklandı, bir hafta sonra tekrar 17,5 dendi. Siyasi söylemlerde de yüzde 20’nin altı deniyor. Yani 19,5’a bile razıyız deniyor neredeyse. Dolayısıyla bu ifade edilen enflasyon rakamları, sadece para politikasıyla ulaşabilecek rakamlar değil.
“Merkez Bankası Bağımsız Değil”
Hükümetin, orta vadeli programda ve şu andaki bütçeyle, yıllık planla da gelecek yıl için ortaya koyduğu enflasyon beklentisi yüzde 17,5. Hatta enteresan bir şey oldu biliyorsunuz, yüzde 14 açıklandı, bir hafta sonra tekrar 17,5 dendi. Siyasi söylemlerde de yüzde 20’nin altı deniyor. Yani 19,5’a bile razıyız deniyor neredeyse. Dolayısıyla bu ifade edilen enflasyon rakamları, sadece para politikasıyla ulaşabilecek rakamlar değil.
Babacan, Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığını belirterek, en büyük risk kaynağını vurguladı:
“Merkez Bankası, bağımsız olmadığı için tamamen Sayın Erdoğan’ın bir anlık bir kararıyla “Ya arkadaş, canına okudunuz bu milletin yüksek faizle. Artık yeter, indirmeye başlayın bakalım.” demesiyle birden şartlar değişebilir. Bunu yapabilir, bunun önünde hiçbir engel yok, kurumsal bir engel yok, yasal bir engel yok. Zaten en büyük risk kaynağı da orada asılı duruyor.”
“Bir seçim baskısı olmadığı için bir süre daha Sayın Erdoğan bu sürece sessiz kalabilir. Sessiz kalabilir diyorum çünkü desteklemiyor dikkat edin. Ağzından şu ifade çıktı mı? “Evet, ben yanlış yapmışım Merkez Bankası’nın gerçekten faiz yükseltmesi gerekiyormuş.” dedi mi? Böyle bir şey demedi asla demiyor.”
2024 Bütçesi ve Çiftçiye Verilmeyen Destek
Babacan, tarıma verilen yetersiz desteğin enflasyona etkisine de dikkat çekti:
“Çiftçi gerçekten son derece sıkışmış durumda. Çiftçinin büyük bir kısmı zarar ediyor. Aynı zamanda yükselen maliyetler sebebiyle gıda fiyatları artıyor ve OECD içerisinde en yüksek ‘gıda enflasyonu‘ şu anda. Halkın temel ihtiyacı yani olmazsa olmaz ihtiyacı bu gıda. Yine bakıyoruz bütçede tarıma ne kadar destek verilmiş 2024 bütçesinde; 91 milyar, 1,3 trilyon ise faiz. Halbuki bu yılın bütçesinde, eğer tarıma daha fazla destek verilseydi, maliyetten enflasyon aşağı inseydi yani arz baskılı enflasyon aşağıya çekilebilyseydi, TÜFE o kadar artmayacağı için bu kadar yüksek faiz ödemesine de ihtiyaç olmayacaktı. Tarıma verilen her destek, gıda fiyatlarını baskılayacağı için, daha aşağı çekileceği için ya da enflasyonu düşük tutacağı için Merkez Bankası’nın faiz artırım ihtiyacını azaltacaktır ve nihayetinde de devletin bütçesinden ödenen faiz bu kadar yüksek olmayacaktır. Biz bunu iki yıldır vurguluyoruz.”
“Devlet, Kendi Gelirlerini Yüzde 46 Artıracak”
Ali Babacan, devletin kendi gelirlerini yüzde 46 oranında artıracağını ve asgari ücretliden daha fazla vergi alacağını şu sözlerle belirtti:
“Devletin kendi gelirlerini yüzde 46 olarak artıracağını ilan ettiği bir bütçe mecliste görüşüldü, bitti. Ama dönüp asgari ücretliye “Ben gelirimi o kadar arttıracağım, senden yüzde 46 daha fazla vergi alacağım. Ama sen kusura bakma, daha düşük bir asgari ücret artışına razı olacaksın” demek adil de değil, doğru da değil. Belki bütçenin dikkat çekmemiz gereken huşularından bir tanesi de o. Özellikle asgari ücret görüşmelerinin de olduğu tam bugünlerde bu da bir başka konu ama sonuçta baktığımızda bütçede çiftçileri göremiyoruz, KOBİ’leri göremiyoruz, sanayi desteğini göremiyoruz. Emekliler ki şu anda belki de bu türbülanstan en çok mağdur olan kesim. Geliri en düşük kalan kesim. Satın alma gücü çok ciddi şekilde düşen bir kesim. Onları yeterince bu bütçede göremiyoruz. Özeti bu bütçenin.”