Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’dan AK Parti’ye: ‘Faiz Şampiyonu Oldular’

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, AK Parti’nin 22 yıllık kalkınma performansını, artan borç yükünü, faiz ekonomisini ve milli değerlere uygun medya politikalarını ele aldı.

Yeniden Refah Partisi Genel

AK Parti’nin 22 Yıllık Kalkınma Performansı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, konuşmasında AK Parti iktidarının 22 yıllık kalkınma performansını değerlendirdi. Partinin adının “Adalet ve Kalkınma Partisi” olduğuna dikkat çeken Erbakan, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün iktidarda bulunanlar, bundan 22 sene evvel yola çıkarken kalkınmayı gerçekleştireceğiz diye yola çıktı. Partilerinin adı bile Adalet ve Kalkınma Partisi. Peki, aradan geçen 22 senede Türkiye nereden nereye geldi? Bunları kısaca sizlere ifade etmek istiyorum.”

Fatih Erbakan, bu süreçte yapılan köprüler, otoyollar, tüneller ve havaalanlarının varlığını kabul ederken, projelerin maliyetinin çok üzerinde bedellerle yapıldığını ve bir avuç imtiyazlı holdinge kaynak aktarıldığını belirtti. Açıklamalarında şu ifadeler yer aldı:

“Evet köprüler, otoyollar, tüneller, havaalanları yapıldı. Ancak bunların hehmen hehmen tamamı da maliyetinin çok daha üzerinde bedellerle yapılarak bir avuç imtiyazlı holdinge kaynak aktarma aracı olarak kullanıldı.”

Sanayi tesislerinin özelleştirilmesi ve devlet kaynaklarının azaltılmasına da değinen Erbakan, sözlerine şu şekilde devam etti:

“240 tane sanayi tesisini, devlete ait kuruluşu teslim aldılar. Bunların çok önemli bir kısmını merhum Erbakan hocamız milli görüş iktidarları döneminde hayata geçirmişti. Bu 240 tane tesisin 170 tanesini satıp, yok ettiler. Elde avuçta kala kala 70 tane kaldı. Onların da çok önemli bir kısmını varlık fonuna koydular. O varlık fonu üzerinden borçlandılar, bunları ipotek ettirdiler ve bugün devlet olarak, millet olarak elimizde avucumuzda herhangi bir şey bırakmadılar.”

Kalkınma vaatleriyle yola çıkan iktidarın, mevcut kaynakları kötü yönettiğini ve ülkeyi borç batağına sürüklediğini ifade eden Fatih Erbakan, kalkınma adına yapılanların yetersiz olduğunu vurguladı.

Sanayi Tesislerinin Özelleştirilmesi ve Varlık Fonu

Fatih Erbakan, sanayi tesislerinin özelleştirilmesi ve varlık fonunun yanlış kullanımı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Erbakan, AK Parti iktidarının devraldığı 240 sanayi tesisinden büyük bir kısmını sattığını ifade ederek şu sözleri söyledi:

“240 tane sanayi tesisini, devlete ait kuruluşu teslim aldılar. Bunların çok önemli bir kısmını merhum Erbakan hocamız Milli Görüş iktidarları döneminde hayata geçirmişti. Bu 240 tane tesisin 170 tanesini satıp, yok ettiler. Elde avuçta kala kala 70 tane kaldı.”

Fatih Erbakan, bu özelleştirme sürecinin yanı sıra kalan tesislerin varlık fonuna devredilmesiyle ilgili de sert eleştirilerde bulundu. Açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Onların da çok önemli bir kısmını varlık fonuna koydular. O varlık fonu üzerinden borçlandılar, bunları ipotek ettirdiler ve bugün devlet olarak, millet olarak elimizde avucumuzda herhangi bir şey bırakmadılar.”

Sanayi tesislerinin özelleştirilmesinin kalkınma adına yapılan yanlışlardan biri olduğunu belirten Erbakan, ülkenin ekonomik bağımsızlığının kaybedildiğini ve stratejik varlıkların elden çıkarıldığını vurguladı.

Türkiye’nin Artan Borç Yükü

Erbakan, Türkiye’nin artan borç yükü ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Erbakan, merkezi yönetimin ve vatandaşın borçlarının yıllar içinde büyük ölçüde arttığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Merkezi yönetimin borcunu 130 milyar dolardan aldılar, 250 milyar dolar seviyesine çıkardılar. Toplam dış borcu 113 milyar dolardan aldılar, 500 milyar dolar seviyesine çıkardılar. Dış ticaret açığımız yıllık 15.7 milyar dolardı, bugün geldiğimiz noktada yıllık dış ticaret açığımız 106 milyar dolar seviyesine geldi.”

Erbakan, vatandaşın borç yükündeki artışı da rakamlarla açıklayarak şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaşın borcunu 6 milyar liradan aldılar, 3.5 trilyon liraya çıkarttılar. 3.5 trilyon lira! Bugün vatandaşın yani sizin, bizim, 85 milyonun bankalara olan borçları 100 milyar dolar seviyesine geldi. Yani bunun manası 500 mislinden fazla vatandaşın bankaya olan borcu arttı AK Parti iktidarları döneminde.”

Çiftçi ve özel sektör borçlarına da değinen Erbakan, borçların katlanarak büyüdüğünü ifade etti:

“Çiftçinin borcu 2.5 milyar liradan başladı, 750 milyar liranın üzerine çıktı. Milyonlarca çiftçinin, köylünün borçları 300 misli arttı AK Parti iktidarları döneminde. KOBİ’lerin borçları 3.6 trilyon liraya geldi. Özel sektörün borcu 88 milyar liradan 5 trilyon liranın üzerine çıktı.”

Genel Başkan Erbakan, bu tabloyu “kalkınma” adı altında yapılan yanlış politikaların sonucu olarak değerlendirerek borç-faiz odaklı ekonomi modelini eleştirdi.

Vatandaş ve Çiftçi Borçlarındaki Artış

Genel Başkanı Fatih Erbakan AK Parti iktidarları döneminde vatandaş ve çiftçi borçlarındaki artışa dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Erbakan, borçların 20 yılda katlanarak arttığını belirtti ve şu ifadeleri kullandı:

“Vatandaşın borcunu 6 milyar liradan aldılar, 3.5 trilyon liraya çıkarttılar. 3.5 trilyon lira! Bugün vatandaşın yani sizin, bizim, 85 milyonun bankalara olan borçları 100 milyar dolar seviyesine geldi. Yani bunun manası, 500 mislinden fazla vatandaşın bankaya olan borcu arttı AK Parti iktidarları döneminde.”

Çiftçi borçlarındaki dramatik artışı da rakamlarla açıklayan Erbakan, çiftçilerin zor durumda olduğunu ifade etti:

“Çiftçinin borcu 2.5 milyar liradan başladı, 750 milyar liranın üzerine çıktı. Milyonlarca çiftçinin, köylünün borçları 300 misli arttı AK Parti iktidarları döneminde.”

KOBİ’lerin ve özel sektörün borç durumuna da değinen Erbakan, Türkiye’nin genel borç tablosunu eleştirerek şunları ekledi:

“KOBİ’lerin borçları 3.6 trilyon liraya geldi. Özel sektörün borcu 88 milyar liradan 5 trilyon liranın üzerine çıktı.”

Fatih Erbakan, bu borç yükünün, kalkınma adı altında yapılan yanlış ekonomik politikaların bir sonucu olduğunu vurguladı ve mevcut yönetimi eleştirdi.

Dış Ticaret Açığı ve Ekonomik Dengeler

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye’nin dış ticaret açığı ve ekonomik dengelerine ilişkin yaptığı açıklamada, AK Parti iktidarlarının izlediği politikaların sonuçlarını rakamlarla ortaya koydu. Erbakan, dış ticaret açığının artışına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Dış ticaret açığımız yıllık 15.7 milyar dolardı. Bugün geldiğimiz noktada, yıllık dış ticaret açığımız 106 milyar dolar seviyesine geldi.”

Erbakan, ekonomik dengelerin vatandaş üzerindeki etkilerini vurgulayarak, borçlanma ve faiz ödemelerinin bütçeye getirdiği yükü eleştirdi. Mevcut ekonomik sistemin halkın refahını artırmadığını belirtti.

Dış ticaret açığının bu denli artmasının, ekonomideki yanlış politikaların ve kalkınma stratejilerindeki eksikliklerin sonucu olduğunu ifade eden Erbakan, ekonomik sürdürülebilirlik için yeni bir anlayışa ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

AK Parti Döneminde Faiz Ödemelerinin Rekor Seviyesi

Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, AK Parti iktidarlarının faiz ödemelerinde geldiği noktayı eleştirerek, bu süreçte yapılan rekor düzeydeki ödemelere dikkat çekti. Erbakan, rakamlarla Türkiye’nin faiz yükünü şu şekilde ifade etti:

“Bugüne kadar, 21 senede, 598 milyar dolar faiz ödemişler. Şimdi orta vadeli programda ne diyorlar? Önümüzdeki 3 senede, 151 milyar dolar daha faiz ödeyeceğiz. 598 milyar dolar + 151 milyar dolar daha ilave ettiğiniz zaman 2028 yılına geldiğimizde, AK Parti iktidarının 25. yılına geldiğimizde, bu milletin 750 milyar dolarını faize aktarmış bir dünya faiz şampiyonu olarak tarihe geçecekler.”

Faiz ödemelerinin toplum üzerindeki etkisine de değinen Erbakan, bu yükün vatandaşlara nasıl yansıdığını şu sözlerle açıkladı:

“Bu sene sadece bütçeden faize verecekleri parayla, 10 milyon asgari ücretlinin her birine her ay 16 bin lira fazladan maaş verilebiliyor. Yani asgari ücret 33 bin liraya çıkartılabiliyor, sadece bu faize verilen parayla.”

Erbakan, faize aktarılan kaynakların üretime, istihdama ve halkın refahına yönlendirilmesi gerektiğini vurgularken, bu durumun ekonomik politikaların bir sonucu olduğunu belirtti. Faiz ekonomisinin Türkiye’yi kalkındırmadığını ve aksine kaynakların yanlış yönlendirildiğini ifade etti.

Faize Harcanan Kaynakların Alternatif Kullanım Alanları

Erbakan, faiz ödemelerine harcanan devasa kaynakların alternatif kullanım alanlarını sıralayarak, bu paraların doğru politikalarla nasıl değerlendirilebileceğini anlattı. Erbakan, sözlerine şu ifadelerle başladı:

“Bu faize verilen parayla neler yapılabiliyor? 750 bin konut yapılabiliyor. 750 bin konut yapıp, bu millete bedavaya verebilirsin. Şubat depreminde Maraş’ta, Hatay’da, Adıyaman’da yıkılan, yerle bir olan binaların hepsinin yapımı demek.”

Faize aktarılan kaynaklarla ekonomiye katkı sağlayacak projeler yapılabileceğine dikkat çeken Erbakan, üretim ve istihdama yönelik şu örnekleri verdi:

“Bu parayla imalat ve tarım sanayinde 30 bin ila 40 bin tane kobi kurabilirsin. Bunların her birinde 20 ila 25 kişi çalışsa, 800 bin ila 1 milyon insana istihdam sağlayabilirsin.”

Erbakan, ayrıca asgari ücretlilerin maaşlarında yapılabilecek artışlara dikkat çekerek, faize giden paranın doğrudan vatandaşın refahını artırabileceğini şu şekilde ifade etti:

“Sadece bu sene bütçeden faize verilecek parayla, 10 milyon asgari ücretlinin her birine her ay 16 bin lira fazladan maaş verilebiliyor. Yani asgari ücret 33 bin liraya çıkartılabiliyor, işverene de hiçbir yük getirmeden.”

SMA hastaları gibi özel ihtiyaç gruplarının tedavilerinin de faize aktarılan kaynaklarla karşılanabileceğini belirten Erbakan, bu konuda şu çarpıcı açıklamayı yaptı:

“Ülkemizde 3 bin SMA hastası olduğu ifade ediliyor. 3 bin SMA hastasının tedavi masrafı 105 milyar lira tutuyor. Faize verilen paranın yüzde 5’i ile bu hastaların tüm tedavi masraflarını devlet üstlenebiliyor.”

Erbakan, faiz ödemelerinin toplumun genel refahını artıracak projeler yerine kaynak israfına yol açtığını vurgulayarak, bu politikanın değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sosyal Yardımlar ve Yoksulluğun Artışı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı, Türkiye’de artan sosyal yardımlar ve yoksulluk oranlarına dikkat çekerek, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu vurguladı. Erbakan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın rakamlarına dayanarak şu açıklamaları yaptı:

“20 milyon insan sosyal yardım alıyor. 8 milyon insan yakacak yardımı alıyor. 7 milyon çocuk yoksul. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre de 3 çocuktan 1 tanesi okula aç karnına gitmek mecburiyetinde kalıyor. Halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında, halkın yüzde 80’i yoksulluk sınırının altında.”

Erbakan, geniş tanımlı işsizliğin 10 milyonu geçtiğini belirterek, yoksulluğun sadece kırsal bölgelerde değil, Türkiye’nin en gelişmiş şehirlerinde bile yaygın olduğuna dikkat çekti:

“İstanbul’da dahi halkın yarısı, yüzde 51’i ne diyor biliyor musunuz? Yapılan araştırmada diyor ki, son bir ay içerisinde, ‘Canım çektiği halde en az bir gıda ürününü alamadım’ diyor. İstanbul’dan bahsediyorum, Şırnak’tan Hakkâri’den Bitlis’ten bahsetmiyorum. Oralarda da böyle olmaması lazım ama İstanbul, Türkiye’nin ekonomik açıdan en gelişmiş şehri olduğu için özellikle vurguluyorum.”

Erbakan, emeklilerin yaşadığı zorluklara da dikkat çekerek şu örnekleri verdi:

“Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş emeklilerimiz, et kuyruklarında, askıda ekmek kuyruklarında ve aynı zamanda pazarlardan çöpe ayrılmış olan meyve ve sebzeleri toplayıp evine götürmenin peşinde. Milyonlarca emekli bu halde. Milyonlarca asgari ücretli bu halde.”

Erbakan, artan yoksulluğun ve sosyal yardımlara olan bağımlılığın mevcut ekonomik politikaların sonucu olduğunu belirtti ve bu durumun toplumsal bir çıkmaz yarattığını ifade etti.

Ekonomik Krizin Gölgesinde Eğitime Erişim Sorunları

Fatih Erbakan, ekonomik krizin eğitim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yoksulluk nedeniyle eğitim imkanlarının ciddi şekilde kısıtlandığını ifade etti. Erbakan, eğitimde yaşanan bu eşitsizliği çarpıcı bir örnekle açıkladı:

“Hayırsever bir ablamız, Karabük’te bir ailenin kapısını çalıyor. İkiz kızları var, ilkokul 2’ye gidiyor bu çocuklar. Baba, bir tanesini sabahçı, diğerini öğlenci yazdırmış okula. Neden biliyor musunuz? Çünkü babanın sadece bir okul kıyafeti almaya parası yetmiş. Dolayısıyla kızlardan biri sabah gidiyor, sonra aynı kıyafeti diğeri giyip öğleden sonra gidiyor.”

Erbakan, bu durumu düzeltmek için hayırseverlerin destek verdiğini ancak sorunun sistematik olduğunu belirtti. Hayırseverin yaptığı yardımlar sırasında yaşanan bir başka olay ise şu şekilde aktarıldı:

“Hayırsever ablamız, çocuklara okul kıyafeti aldıktan sonra ayakkabı almak istiyor. Ayakkabıcıya gittiklerinde çocuklardan biri, ‘Ne yani, şimdi ikimizin de ayrı ayrı kendimize ait bir ayakkabımız mı olacak?’ diye sormuş. Çocuklar, böyle bir şeyi tahayyül bile edemeyecek noktaya gelmiş.”

Erbakan, bu durumun, ekonomik krizin ve gelir adaletsizliğinin eğitimde nasıl ciddi bir erişim sorunu yarattığını ortaya koyduğunu belirterek, eğitime yönelik kapsamlı çözümlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Lüks Harcamalar ve Devletin İtibar Giderleri

Fatih Erbakan, devlet harcamalarındaki lüks ve şatafatın boyutlarına dikkat çekti. İtibar harcamalarına yapılan aşırı masrafları sert bir dille eleştirerek, bu kaynakların halkın ihtiyaçlarına yönelik kullanılması gerektiğini vurguladı. Erbakan, devletin günlük harcamalarını şu çarpıcı ifadelerle paylaştı:

“Kamudaki makam ve eskort araçlarının yakıt masraflarına günlük harcanan para 28 milyon lira, yiyecek ve içecek alımları için verilen günlük para 135 milyon lira. Özel sektörden kiralanan lüks araçlar için günlük verilen para 11 milyon lira. Özel uçak ve helikopterler için günlük harcama 19.8 milyon lira. Devletin kirada oturduğu binalara günlük verilen para ise 7.7 milyon lira.”

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın günlük harcamalarına da değinen Erbakan, şunları ifade etti:

“Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın günlük harcaması 34 milyon lira. Lükse, şatafata, temsil ve ağırlamaya her Allah’ın günü 244 milyon lira para harcanıyor. Bu miktar, 14 bin asgari ücretlinin maaşına denk geliyor.”

İktidara yakın müteahhitlere yapılan ödemeleri de gündeme getiren Erbakan, bu ödemelerin toplumda adaletsizlik yarattığını vurguladı:

“İktidara yakın kamu müteahhitlerine günlük yapılan ödeme miktarı 1.86 milyar lira. Ayrıca, iktidara yakın dernek ve sivil toplum kuruluşlarına her gün aktarılan para 7 milyon lira. Bu düzen, bir kişiye 9 pul, 9 kişiye bir pul şeklinde işliyor.”

Fatih Erbakan, devletin bu lüks harcamalarının halkın sırtındaki yükü artırdığını ve kaynakların daha verimli kullanılabileceğini belirterek, adalet ve kalkınmanın bu şekilde sağlanamayacağını ifade etti.

Gençlerin Evlilik Sorunları ve Nüfus Artış Hızı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, gençlerin evlilik sorunları ve Türkiye’nin nüfus artış hızındaki düşüş hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Gençlerin artan maliyetler sebebiyle evlenmekte zorlandığını belirten Erbakan, evlilik maliyetlerini detaylarıyla açıkladı:

“Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Gençlerimiz evlilikten kaçıyor’ diyor. Buna üzüldüğünü ifade ediyor. Biz de diyoruz ki, Sayın Cumhurbaşkanım, elbette ki gençler evlenmekten kaçarlar. Çünkü büyük şehirlerde evlenmenin maliyeti 750 bin lira ila 1 milyon lira arasına geldi. Bu gençler hangi imkânla, hangi maaşla, hangi destekle evlenecekler ve bir oturacakları evi düzebilecekler?”

Evlilik için gereken masrafları sıralayan Erbakan, düğün organizasyonlarından ev kurmaya kadar pek çok kalemdeki yüksek maliyetlerin gençleri zorladığını dile getirdi:

“İstanbul’da 200 kişilik bir düğün organizasyonu, yemek olmaksızın atıştırmalıklarla birlikte 275 bin liradan başlıyor, 500 bin liraya kadar çıkıyor. Gelinlik ve damatlık için 50 bin lira, söz ve nişan yüzüğü için 50 bin lira. Aylık en az 25 bin lira kirası olan bir eve taşınmak için birkaç aylık peşin para ve masraflar dahil 100 bin lira gerekiyor. Beyaz eşyalar 100 bin lira, yatak odası ve oturma odası takımları 150 bin lira, mutfak ve çeyiz eşyaları 25-30 bin lira. Toplamda evlilik maliyeti 1 milyon liraya ulaşıyor.”

Gençlerin evlenememesinin Türkiye’nin nüfus artış hızını da etkilediğini belirten Erbakan, şu ifadeleri kullandı:

“Hal böyle olunca gençler evlenemiyor. Evlenemedikleri için Türkiye olarak nüfus artış hızımız sabit hale geldi. Artık nüfusumuz azalmıyor ama aynı zamanda artmıyor da.”

Fatih Erbakan, gençlerin mevcut ekonomik koşullar altında evlenmekten kaçındığını ve hükümetin bu konuda gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguladı. Evlilik maliyetlerindeki artışın sadece bireyleri değil, ülkenin demografik geleceğini de tehdit ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı’nın Gençlere Yönelik Eleştirilerine Yanıt

Erbakan, Cumhurbaşkanı’nın gençlerin evlilik yaşını geciktirdiği yönündeki eleştirilerine yanıt verdi. Erbakan, gençlerin mevcut ekonomik şartlar altında evlenmekte zorlandığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sayın Cumhurbaşkanı sürekli, ‘Ben 25 yaşında evlendim. Siz 30 yaşına, 35 yaşına geldiniz, halen daha evlenmiyorsunuz.’ diyor. Sayın Cumhurbaşkanının evlendiği sene, 25 yaşında olduğu sene, bir asgari ücret 3.300 liraymış. Peki bir çeyrek altın ne kadar? 240 lira. Yani Sayın Cumhurbaşkanının evlendiği sene, bir asgari ücretle 13.5 çeyrek altın alınabiliyordu. Şimdi 13.5 çeyrek altın 67.500 lira yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanının bu millete reva gördüğü asgari ücret ise 17 bin lira. Bu gençler nasıl evlenecekler?”

Erbakan, gençlerin karşı karşıya olduğu ekonomik zorlukların evlilik kararlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Artan maliyetler, düşük gelir düzeyi ve yetersiz destek politikaları nedeniyle gençlerin evlenmekten kaçındığını ifade etti. Şöyle devam etti:

“Gençler, bu imkanlarla nasıl evlenebilecekler? Hangi maaşla, hangi destekle bir yuva kurabilecekler? Cumhurbaşkanı’nın eleştirileri, gençlerin gerçek sorunlarını göz ardı ediyor.”

Erbakan, gençlerin ekonomik nedenlerle evlilikten kaçmasının yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ülkenin demografik yapısını da olumsuz etkilediğini vurguladı. Gençlerin içinde bulunduğu bu zorlu sürecin aşılması için devletin etkin destek politikaları geliştirmesi gerektiğini belirtti.

Milli Görüş ve Yeni Ekonomik Model

Erbakan, konuşmasında Milli Görüş’ün ekonomi vizyonunu ve yeni ekonomik model önerilerini detaylı bir şekilde anlattı. Mevcut ekonomik düzenin borç, faiz, zam ve vergi ekonomisi üzerine kurulu olduğunu belirten Erbakan, şu ifadeleri kullandı:

“Borç-faiz-zam-vergi ekonomisi yerine, üretim, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomi modeline geçeceğiz. Refah Projesi kitabında yazdığımız projelerimizi hayata geçireceğiz. Üretime yönelik, istihdama yönelik, ihracata yönelik projelerle 10 milyonluk işsizler ordusunu bu sefaletten kurtaracağız.”

Erbakan, mevcut ekonomik sistemin Türkiye’yi ağır bir borç yükü altına soktuğunu ve kaynakların verimli kullanılmadığını vurguladı. Milli Görüş’ün ekonomi politikalarının, Türkiye’nin kaynaklarını doğru şekilde değerlendirerek halkın refahını artırmayı hedeflediğini ifade etti. Şöyle devam etti:

“Ülkemizi, faiz batağına sürükleyen ve kaynaklarımızı israf eden bu düzen yerine, halkın refahını esas alan, üretime dayalı bir modelle yöneteceğiz. Milli Görüş, kalkınmayı sadece ekonomik büyüme olarak değil, toplumun her kesiminin refahını artırmak olarak görür.”

Uyuşturucu ticareti ve LGBT gibi konulara da değinen Erbakan, bu alanlarda daha sert yaptırımlar uygulanacağını belirtti. Şu açıklamalarda bulundu:

“Uyuşturucu ticaretinin cezalarını artıracağız. Gerekirse Suudi Arabistan’da olduğu gibi uyuşturucu ticareti yapanlara idam cezası getireceğiz. Ayrıca, LGBT derneklerinin kapısına kilit vuracağız. Milli Görüş sözü veriyorum.”

Erbakan, bu kapsamlı reformlarla hem toplumsal değerlerin korunacağını hem de Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını kazanacağını vurguladı.

Refah Projeleri ile Üretim ve İstihdam Hedefleri

Fatih Erbakan, Refah Projeleri kapsamında üretim ve istihdam odaklı ekonomik hedeflerini detaylandırdı. Mevcut ekonomik düzenin sürdürülemez olduğunu belirten Erbakan, üretim ve istihdam odaklı bir modelin Türkiye’yi ayağa kaldıracağını ifade etti. Şöyle konuştu:

“Refah Projesi kitabında yazdığımız projelerimizi hayata geçireceğiz. Üretime yönelik, istihdama yönelik, ihracata yönelik projelerle 10 milyonluk işsizler ordusunu bu sefaletten kurtaracağız. Borç-faiz-zam-vergi ekonomisi yerine, üretim, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomi modeline geçeceğiz.”

Erbakan, projelerin üretim ve istihdam kapasitesini artırarak ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacağını vurguladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) yönelik desteklerin önemini şu sözlerle dile getirdi:

“Bu projelerle imalat ve tarım sanayinde 30 bin ila 40 bin KOBİ kurulacak. Her birinde 20 ila 25 kişi çalışsa, 800 bin ila 1 milyon insana istihdam sağlayacağız.”

Refah Projeleri’nin finansal kaynakların doğru ve verimli kullanımıyla hayata geçirileceğini belirten Erbakan, mevcut düzenin kaynak israfına yol açtığını ve halkın refahını artıracak projelere yönelmek gerektiğini vurguladı.

“Faize aktarılan paraları üretime ve istihdama yönlendireceğiz. Bu kaynaklarla halkımızın refahını artıracak projeler gerçekleştireceğiz. Hem işsizliği azaltacağız hem de Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını güçlendireceğiz.”

Fatih Erbakan, Refah Projeleri’nin sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal kalkınma için de büyük önem taşıdığını ifade ederek, projelerin hayata geçirilmesiyle daha güçlü bir Türkiye hedeflediklerini belirtti.

LGBT ve Uyuşturucu ile Mücadele Politikaları

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, LGBT hareketi ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele konularında partisinin politikalarını detaylandırdı. Bu meselelerin toplumun değerlerine zarar verdiğini ifade eden Erbakan, iktidara geldiklerinde bu alanlarda köklü değişiklikler yapacaklarını vurguladı. Şöyle konuştu:

“Bizim iktidarımızda, LGBT derneklerinin tamamının kapısına kilit vuracağız. Milli Görüş sözü veriyorum. Bu hareketin toplumumuzu yozlaştırmasına, değerlerimizi yok etmesine asla izin vermeyeceğiz.”

Erbakan, uyuşturucu ile mücadele konusunda da kararlı olduklarını ve bu alanda daha sert yaptırımlar uygulayacaklarını belirtti. Uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik cezaların artırılacağını ifade ederek şunları söyledi:

“Uyuşturucu ticaretinin cezalarını artıracağız. Gerekirse Suudi Arabistan’daki gibi uyuşturucu baronlarına idam cezası getireceğiz. Torbacılarla değil, bu işin baronlarıyla mücadele edeceğiz.”

Erbakan, partisinin bu politikaları toplumun refahını ve değerlerini korumak için geliştirdiğini belirtti. Uyuşturucu ve LGBT ile mücadelede adaletin ve toplumsal dayanışmanın esas alınacağını ifade etti.

Milli Değerlere Uygun Medya Politikası

Fatih Erbakan, medya yayınlarının toplumun değerlerine uygun hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Medyanın, toplumu şekillendirme gücüne sahip olduğunu belirten Erbakan, partisinin bu alandaki vizyonunu şu sözlerle dile getirdi:

“Bizim iktidarımızda, medyadaki yayınlar; tarihimize, kültürümüze, değerlerimize uyumlu hale getirilecek. Gençlerimizin milli ve manevi değerlere sahip bireyler olarak yetişmesi için bu konuyu öncelik haline getireceğiz.”

Erbakan, medya kuruluşlarının sorumluluğuna dikkat çekerek, toplumu yozlaştıran yayınlara karşı etkin önlemler alacaklarını ifade etti. Bu doğrultuda medya politikalarının yeniden düzenleneceğini belirtti.

Yeniden Refah Partisi’nin medya politikası, toplumun ihtiyaçlarına ve milli değerlerine uygun bir yayın anlayışını esas alarak geliştirilecek. Bu doğrultuda, medya içeriklerinin toplum üzerindeki olumsuz etkilerinin minimize edilmesi hedefleniyor.