Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: “Bu Kadro Türkiye’nin Bütün Meselelerini Çözebilir”

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, sivil anayasa tartışmaları ve APO’nun silah bırakma çağrısı ile ilgili gündemi değerlendirdi.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, partisinin 9. Olağan Ankara İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, merhum lider Prof. Dr. Haydar Baş’ın mirasına ve BTP’nin ülke meselelerindeki çözüm potansiyeline vurgu yaptı. Baş, konuşmasında parti kadrolarının vatanperver duruşuna dikkat çekti ve Türk siyasetine çağrıda bulundu.

“Haydar Baş, Siyaset Dünyasının Yıldızıydı”

Genel Başkan Hüseyin Baş, merhum lider Prof. Dr. Haydar Baş’ı şu sözlerle andı:

“Ebedi liderimiz merhum genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş da eşine rastlanmayacak, nadide, müthiş insanlardan biriydi. O da ilim, bilim ve siyaset dünyasının bir yıldızıydı. Kendisi de az önce izlediğimiz kısa kesitlerde bahsediyor, ‘kapıma gelirler beni de bulamazlar’ diyor ama bu kadro Türkiye’nin bütün meselelerini çözebilecek kadrodur.”

Baş, BTP kadrolarının vatanseverlik ve samimiyetle Türkiye’nin sorunlarına çözüm sunabileceğini belirterek şunları ekledi:

“Bu kadroyu kaybetmeyin. Aklı olan da bu vatanperver kadroyu kaybetmez. Aklı olan, vatanı için burada canını dahi vermeye hazır olan, samimiyetle dimdik ayakta duran bu insanları susturmak değil, Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde konuşturmak ister.”

“Burada Çile Var, Ama Zafer Var”

Hüseyin Baş, konuşmasında siyaseti ilke ve değerler üzerine inşa ettiklerini belirterek, kişisel menfaatler için partide yer almayı düşünenlere seslendi:

“Ben daha önceki konuşmalarımda birçok kez bahsettim; buraya rant için, menfaat için, bir beklenti içinde geliyorsanız başka kapıya. Burada ne var dedik her zaman… Çile var, burada meşakkat var ama Allah’ın izniyle sonunda burada zafer var, burada muzaffer olmak var.”

“Vatanı Savunmak Günahsa En Büyük Günahkar Benim”

Baş, siyasetteki popülist yaklaşımları eleştirerek, sorumluluk ve samimiyetle hareket ettiklerini şu sözlerle dile getirdi:

“Gerçi bir bakıyorum, düşünüyorum, diyorum ki; hata benim koy önüne bir prompter, yazdır birilerine birkaç metin, otur onları konuş! Ne dediğinin bir önemi yok, zaten anlayan anlar, anlamayan anlamaz, yap siyasetini git. Hata ettik ama bu da benim en güzel hatam. Bu vatanı savunmak günahsa en büyük günahkarı ben olmaya razıyım.”

“Tarihi Değiştiren Hep Bir Hüseyin Çıkmıştır”

Konuşmasını tarihi bir göndermeyle tamamlayan Hüseyin Baş, şöyle konuştu:

“Tabii şunu da unutmayın; tarih boyu tarihin akışını değiştiren hep bir Hüseyin çıkmıştır.”


“Demokrasi ve Adalet, Hissetmeden Var Olamaz”

Hüseyin Baş, demokrasi ve adalet kavramlarının toplum üzerindeki etkisine vurgu yaparak şunları söyledi:

“Bir milleti millet yapan unsur, bugünün dünyasında sahip olduğu adalet mekanizması ve demokrasi mekanizmasıdır. Ne yazık ki demokrasi ‘demokrasi var’ demekle olan bir şey değil, adalet ‘adalet var’ diyerek olan bir şey değil. Eğer ben demokrasiyi hissetmiyorsam benim için o demokrasi yoktur, sen hissetmiyorsan senin için yoktur.”

Halkın adalet ve demokrasiye erişiminin önemine dikkat çeken Baş, şu ifadeleri kullandı:

“Eğer ben bir adalet hissetmiyorsam, siz bir adalet hissetmiyorsanız, komşunuz bir adaletsizlik hissediyorsa, bu insanlar için adalet yoktur. Vazife nedir? Herkesin doya doya adaletin var olduğunu, adaletin tecelli edeceğini hissetmesidir. Vazife budur.”

Baş, görev bilincinin adalet ve demokrasiyi tüm bireylerin hissedeceği bir düzeye ulaştırmak olduğunu belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Vazife insanların adaletsizlikle hükmedildiğini düşündüğü bir ortamda onlara daha da çok adaletsizlikle hükmetmek değildir.”


“APO Silah Bırakma Çağrısını Karşılıksız Yapacak mı?”

Hüseyin Baş, gündemde yer alan Abdullah Öcalan (APO) ve PKK’nın silah bırakma çağrısı ile ilgili tartışmalara dair önemli açıklamalarda bulundu. Baş, sürecin şeffaf olmamasını eleştirerek şu soruları yöneltti:

“APO, silah bırakma çağrısı yapacağına dair DEM Parti yöneticileri kanadından, ikinci veya üçüncü görüşmeden sonra silah bırakma çağrısı gelebilir deniyor. Şimdi ben burada bir soru sormak istiyorum. APO karşılıksız silah bırakma çağrısı mı yapacak? Yoksa bir şey karşılığında mı silah bırakma çağrısı yapacak? Eğer APO, karşılıksız silah bırakma çağrısı yapıyorsa ve siz bunu yaptırabiliyorsanız, uzatın o eli de ilk ben öpeceğim.”

Baş, AK Parti milletvekili Galip Ensarioğlu’nun sosyal medyada yaptığı açıklamayı da eleştirerek çelişkileri şu şekilde dile getirdi:

“Ensarioğlu diyor ki; ‘PKK’nın 100-150 tane militanı kaldı, kalmadı. Bunların bölücülük diye bir umudu da kalmadı. Zaten bitti PKK.’ Şimdi benim de aklıma doğal olarak bir soru geliyor. Eğer bu PKK bittiyse, biz neden APO’dan medet umuyoruz? Biz neden bekliyoruz ki APO çıksın, silah bıraktırsın?”

Baş, toplumun sürece dair bilgilendirilmesi gerektiğini ve şeffaf bir yaklaşımın önemini vurguladı:

“Açıklayın, bütün toplum bilsin, bütün Türkiye durumu anlasın. Ama bir yandan gazeteciler çıkıyorlar televizyonlarda; ‘Bu süreç devlet politikasıdır. Süreci baltalamak isteyenler cezalandırılacaktır’ diyorlar. Sen kimsin devlet adına konuşuyorsun ya? Sen kim oluyorsun devlet adına konuşuyorsun?”

“Devlet Politikası Eleştiriden Korkmamalı”

Baş, devlet politikalarının eleştiriden muaf tutulamayacağını vurgulayarak geçmişteki yanlışları hatırlattı:

“Kusura bakmayın ama bundan 100 yıl önce de Sevr’in imzalanması devlet politikasıydı ve o gün o Sevr’e itiraz edilmeseydi, bugün bu topraklar paramparçaydı, işgal altındaydı. Bugün itirazdan korkmayın, bugün birinin size doğru yolu göstermesinden korkmayın, bilakis mutlu olun.”

Baş, devlet politikalarının sorgulanabilir olduğunu ve yanlış politikaların düzeltilmesinin halkın yararına olduğunu belirtti:

“Devletin politikası olmaz mı? Evet, olur. Yanlış olabilir mi? Evet, olabilir. Bir ayet indiyse onu da söyleyin bilelim, biz de itiraz etmeyelim.”

“Sivil Anayasa Neyi Değiştirecek?”

Hüseyin Baş, sivil anayasa tartışmalarına dair dikkat çeken sorular yöneltti. Mevcut anayasada özgürlükleri kısıtlayan herhangi bir maddenin olmadığını belirterek, anayasa değişikliği taleplerinin gerekçesinin açıkça ifade edilmediğini söyledi:

“Şimdi soruyoruz; bu kadar değişmiş anayasanın bu dakikadan sonra neyini değişmek istiyorsunuz? Sürekli ağızlarda bir laf var; ‘sivil anayasa yapacağız!’ Ne demek sivil anayasa? Siz hiç merak etmiyor musunuz? Size ‘sivil anayasa yapacağız’ siz de hurra, ‘evet sivil anayasa yapmak istiyoruz’ mu diyorsunuz yoksa ‘sivil anayasa ne demek’ diye soruyor musunuz? Özgürlükçü anayasa yapacağız diyorlar. Peki mevcut anayasada bizim özgürlüğümüzü kısıtlayan ne? Var mı bildiğiniz herhangi bir şey? Benim insani olarak şu hakkım var ama benim anayasam beni burada kısıtlıyor dediğiniz herhangi madde biliyor musunuz?”

Baş, anayasa değişikliği tartışmalarının gerekçesiz şekilde gündeme getirilmesini eleştirerek, sürecin şeffaf ve halka açık bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguladı:

“Neyi değişip daha özgür bir ortam oluşacak, hepimiz merak ediyoruz biz de merak ediyoruz ben de merak ediyorum. Bu anayasa konusunda da burnuma kötü kötü kokular geliyor.”


Anayasa Değişikliği

Baş, anayasa değişikliğinin ülkenin birliği ve beraberliği için riskli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti ve mevcut iktidarın bu konuda bir adım atmaması gerektiğini ifade etti:

“Bize düşen mümkünse mevcut iktidara anayasa değişikliği yaptırtmamak. Yarın bir referandum olursa ki görünen işin enteresan tarafı belki de bir referanduma bile gerek duyulmadan bu yapılacak. Anayasa değişikliği ülkemizin birliği ve beraberliği için pek hayırlı sonuçlar doğurmayacaktır diye düşünüyorum.”