Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zafer Partili Bartu Soral: “Mali Özerklik Nedir, Ne Değildir”

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bartu Soral, mali özerklik taleplerini eleştirerek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ekonomik çöküş tehlikesine dikkat çekti.

Zafer Partisi Genel Başkan

Bartu Soral: “Özerklik, Bölge Halkını Açlığa Sürükler”

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bartu Soral, yeni açılım sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Soral, mali özerklik taleplerini ele alırken, bütçe gelir ve gider verileriyle iddialara yanıt verdi. Soral, özerklik talebinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi halkını ciddi ekonomik sorunlara sürükleyeceğini belirtti.

“PKK ve HDP Halkı Açlığa Sürüklüyor”

Bartu Soral, PKK ve HDP’nin mali özerklik taleplerinin bölge halkını yoksulluğa mahkum edeceğini şu ifadelerle dile getirdi:

“Rakamlardan açıkça görülüyor ki özerklik ilan eden PKK ve HDP bölge halkını açlığa ve göç felaketlerine sürüklüyor.”

Soral, mali özerklik iddialarını desteklemek için ortaya atılan argümanları da eleştirerek, bunların gerçeklikten uzak olduğunu ifade etti.

“Bölgenin Bütçe Dengesi: 1 Koyup 8 Alıyor”

Soral, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer alan 21 ilin bütçeye katkı ve harcama oranlarını detaylandırdı. Verilere göre, bölgenin merkezi bütçeye sağladığı katkı ile aldığı pay arasındaki fark dikkat çekiyor:

“Gaziantep-Kilis hariç Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizi oluşturan 21 ilden tahsil edilen vergi gelirleri, toplam vergi gelirlerinin yüzde 1,8’ini oluşturuyor. Buna karşılık bu 21 ilimize bütçeden yapılan doğrudan harcamaların toplam içindeki payı yüzde 11. Ayrıca merkezden yapılan harcamalara 21 ilin payı da eklenince, bütçe harcamalarından bu 21 ilimizin aldığı pay yüzde 16’ya çıkıyor.”

“İllere Göre Katkı-Oran Karşılaştırması”

Soral, bölge illerinin bütçe gelir ve harcamaları arasındaki uçurumu somut örneklerle açıkladı:

“Hakkari, bütçeden yapılan her 100 TL’lik harcamaya karşın 2,3 TL’lik katkıda bulunurken, Tunceli 10,4 TL, Şırnak 11,8 TL, Bingöl 14,2 TL ve Van 13,2 TL’lik katkıda bulunuyor.”

Bölgeler arası farkları karşılaştıran Soral, İstanbul, İzmir ve Ankara gibi şehirlerin merkezi bütçeye büyük katkı sağladığını ifade etti:

“İstanbul bütçeden yapılan her 100 TL harcamaya karşın 780 TL katkıda bulunurken, İzmir 400 TL, Ankara 130 TL, Bolu-Düzce-Kocaeli-Sakarya-Yalova alt grubu ise 670 TL katkıda bulunuyor.”

“Yeraltı Kaynakları ve Mali Gerçeklik”

Bartu Soral, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki yeraltı kaynaklarının bütçeye katkısının sınırlı olduğunu belirterek, merkezi bütçeden kopmanın bölge halkını ekonomik çöküşe sürükleyeceğini ifade etti:

“Petrol, su gibi bütün yer altı ve yer üstü kaynaklarından devletin aldığı pay ise bütçe gelirlerinin ancak yüzde 1’i ediyor. Yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine özerklik verilip, yeraltı kaynaklarından doğan gelirin tamamı bırakılsa ama merkezi bütçe ile ilişkisi kesilse, bölge halkı 6 ay içinde açlık sınırının altında bir yaşama mahkum olur. Hiçbir yatırım harcaması yapılamaz, maaş ödenemez, sağlık ve eğitim hizmeti verilemez.”


“Vergi Gelirlerinin Düşüklüğünün Sebebi: Üretimsizlik ve Yapısal Sorunlar”

Bartu Soral, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin vergi gelirlerine düşük katkısının temelinde üretimsizlik, sanayinin yetersizliği ve toplumsal yapıdaki kırılmaların yattığını belirtti. Bölgede ekonomik yapının dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı:

“Coğrafyamızın yüzde 30’unu, nüfusun yüzde 20’sini oluşturan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin milli gelire katkısı sadece yüzde 9,5’tir. Sanayi üretimi içinde payı yüzde 8,5’tir. Toplam kurumlar vergisinin sadece yüzde 2’si ödenmektedir. İhracat içinde payı yüzde 6’dır.”

“Bölgenin Ekonomik Verileri Çarpıcı”

Soral, bölgenin ekonomik katkısının Türkiye’nin diğer bölgelerine kıyasla oldukça düşük olduğunu çarpıcı verilerle açıkladı:

“Van, Muş, Bitlis, Hakkari illerinin kişi başı ihracatı 193 dolarken, aynı veri Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan’da 114 dolara inmektedir. Buna karşılık İstanbul ilinin kişi başı ihracatı 5 bin 530 dolardır.”

Bölgenin ithalat verilerine de dikkat çeken Soral, Doğu Anadolu’nun ekonomik entegrasyonunun zayıf olduğunu belirtti:

“Türkiye’de kişi başı yıllık ortalama ithalat 3 bin 128 dolar, İstanbul’da 8 bin 633 dolarken, Doğu Anadolu bölgesinde kişi başı yıllık ithalat 68 dolardır.”

Soral, bölgeye yapılan kaçakçılık faaliyetlerinin bu resmi rakamların dışında olduğunu da ekledi.

“Çözüm: Bütüncül Kalkınma Planı ve Tarım Sanayii”

Bartu Soral, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kalkınması için bütüncül bir strateji geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesine paralel olarak tarım sanayisinin kurulması gerektiğini ifade etti:

“Sorunun çözümü yeni bir strateji ile bölgeye uygulanacak bütüncül kalkınma planı eşliğinde tarım ve hayvancılığın geliştirilmesine paralel, tarım sanayiinin kurulması, bu yapıyı destekleyen hem mesleki hem de toplum dinamiklerini etkileyecek bir eğitim sisteminin planlanıp hayata geçirilmesidir.”

Soral, bu stratejiyi destekleyen mesleki ve toplumsal dinamikleri etkileyen bir eğitim sisteminin de planlanması gerektiğini belirtti. Kamu personelinin niteliğini artırmak ve bu bölgelerde görevlendirmek için özel teşviklerin uygulanmasının da önemine dikkat çekti.

“Kamu en nitelikli personelini burada görevlendirecek, ona göre bir teşvik uygulaması yapılacak.”


“Mali Özerklik İhtimali ve Ekonomik Çöküş Riski”

Bartu Soral, mali özerklik talebinin mevcut ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını ve bu sistemin bölgedeki vatandaşları ciddi ekonomik sıkıntılara sürükleyeceğini belirtti. Özerklik durumunda ekonomik çöküşün kaçınılmaz olduğunu ifade eden Soral, şu soruları yöneltti:

“Şimdi ekonomi bu derece perişan, yoksulluk, işsizlik bu derece hakimken mali özerklik olursa ne olacaktır? Özerk olduğu için bütçeye katkı koymayan ve tabii bütçeden de hiç bir katkı alamayacak olan özerklik isteklileri, vergi oranlarını 8 katına mı çıkaracaktır?”

Soral, vergi oranlarının artırılmasının uygulanabilirliğini sorguladı:

“Çıkarsa bu vergiyi tahsil edebilecek bir ekonomik faaliyet mi vardır?”

Bölgedeki ekonomik faaliyetlerin yetersiz olduğunu vurgulayan Soral, özerklikle birlikte bütçe desteğinden mahrum kalacak yönetimlerin hizmet ve yatırım üretemeyeceğini belirtti:

“Özerk olduğu için tahsil edebildiği kadar harcama yapmak zorunda kalacağına göre, şu andakinin sekizde biri kadar bile hizmet üretemeyecek, yatırım yapamayacak olan HDP ve PKK bölgede yaşayan vatandaşlarımıza ne vaat ediyor? Açlık veya göç!”